Ceza Davaları

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu ve Cezası

Uyuşturucu madde ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır. Maddenin 3.fıkrasına göre ise uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi cezalandırılır. Ceza, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezasıdır. Aynı fıkranın son cümlesine göre ise uyuşturucu madde satılan kişinin çocuk olması halinde cezanın on beş yıldan az olmayacağı düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.06.2004 tarihli 107–136 ile 06.03.2012 tarihli 387–75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında kriterler belirlemiştir. Uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına yönelik olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken, öğreti ile uygulamada da kabul görmüş kriterler aşağıdadır. Yargıtay CGK’nın Satma-Kullanma-Bulundurma Ayrımında Belirlediği Kriterler Birinci kriter, failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde bulundurur. Örneğin, genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucu ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, gibi bir yere gizlenebilir. İşte bu durum uyuşturucunun kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir. Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar, amfetamin içeren tabletlerin birlikte bulundurulması bunların satmak amacıyla bulundurulduğunu gösterebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel-ruhsal yapısıyla uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1–1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanlar bu durumu göz önünde bulundururlar. Bu nedenle birkaç-aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri adli dosyalara yansıyan bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir. Buradan anlaşılacağı üzere uyuşturucu maddeyi satın alma, kabul etme, bulundurma eylemi kişisel kullanım amacıyla gerçekleştiriliyorsa bu durumda uyuşturucu madde ticareti suçu değil; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ( TCK m. 191) oluşacaktır. Suçun Nitelikli Halleri Maddenin 4.fıkrasında ceza artırımına ilişkin bir takım düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre; Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfın olması halinde; Üçüncü maddede düzenlenen uyuşturucu madde ticaretinin Okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacaktır. Uyuşturucu madde ticareti suçunun üç ya da daha fazla kişi tarafından işlenmesi halinde verilen ceza bir kat artırılacaktır. Üretimi resmi makamların iznine, satışı yetkili-tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan uyuşturucu veya uyarıcı maddeler de bu suçun konusunu oluşturur. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır. Uyuşturucu madde ticareti suçunun tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Uyuşturucu madde ticareti suçu ve Ceza Hukuku ile ilgili diğer makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Cinsel Saldırı Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

Cinsel saldırı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede sırasıyla Cinsel Saldırı suçunun; basit hali (1.fıkra-1.cümle), sarkıntılık hali (1.fıkra-2.cümle), nitelikli-hali (2.fıkra) ve ağırlaştırıcı nedenleri (3.ve 5. fıkra) düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçu kişinin vücut dokunulmazlığına karşı işlenen bir suçtur. Bireyin mahremiyetini, beden ve ruh sağlığını ve cinsel bütünlüğü korumayı hedef alır. Cinsel saldırı suçunda failin cinsel arzularını tatmin için şehvetle mağdurun beden dokunulmazlığını onun rızası dışında ihlal etmesi söz konusudur. Cinsel saldırı suçunun özelliği, bu suçu oluşturan fiillerin mağdurun iradesi dışında gerçekleştirilmesidir. Cinsel saldırı suçunda cebir, tehdit, hile veya mağdurun iradesini etkileyen haller maddede unsur olarak düzenlenmemiştir. Ancak maddenin gerekçesinde, mağdura karşı cebir veya tehdit ya da hile kullanmak suretiyle ya da mağdurun bilincinin yitirilmesine neden olmak veya uyku hali dolayısıyla bilincinin kapalı olmasından yararlanmak suretiyle de bu suçların işlenmesinin mümkün olduğundan söz edilmiştir. Cinsel saldırı suçunda, kişiye karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların kişinin rızasına aykırı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Kişinin rızası hukuka uygunluk nedeni olup, rızanın varlığı ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Cinsel saldırı suçunun basit hali ve sarkıntılık suretiyle işlenen cinsel saldırı suçunun takibi şikayete bağlıdır. Nitelikli cinsel saldırı suçunun takibi ise resen yapılır. Basit Cinsel Saldırı Suçu Basit cinsel saldırı suçunda, mağdurun bedenine rızası olmaksızın cinsel ilişki düzeyine varmayan seviyede temasta bulunulması söz konusudur. Cinsel ilişki boyutuna varmayan, ancak belli bir yoğunluk ve süreklilik arzeden cinsel temas ve davranışlar basit cinsel saldırı suçunu oluşturur. (TCK 102/1–1.cümle). Öpme, elleme, sarılma, sıkma ve okşama türünden eylemler bu tür cinsel davranışlara örnek teşkil eder. Bir kimseyi rızası dışında öpmek, vücuduna dokunmak, sarılmak veya okşamak suretiyle meydana gelen eylemlerin bir devamlılık oluşturmayıp kısa süreli ve kesintili olması durumunda sarkıntılık suretiyle işlenen basit cinsel saldırı suçu söz konusu olur. (TCK 102/1–2. cümle). Uygulamada buna sarkıntılık suçu denilmektedir. Yargıtay ilgili ceza dairesi istikrar gören benzer pek çok kararında; fail tarafından sokakta yürümekte olan mağdura karşı arkasından yaklaşarak bacak ve kalça kısımlarını sıkmak şeklinde gerçekleşen eylemleri örnek olarak zikrederek bu şekilde ani hareketle yapılıp süreklilik arz etmeyen öpme, elini dokundurup çekme, sarılıp bırakma türünden cinsel davranışların Basit Cinsel Saldırı suçunu değil, Sarkıntılık suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Sarkıntılık suçu da cinsel saldırı suçunun bir görünüm biçimi olduğundan mutlaka mağdurun bedenine fiziksel bir temasta bulunulması şarttır. Sarkıntılık kesik ve ani bir eylem şeklinde tezahür eder. Failin, mağdurun bedenine temas etmeden gerçekleştirdiği söz ve davranışlar (laf atma, sözle taciz etme vb.) cinsel taciz suçu olarak nitelendirilir. Bu suç kanunun 105. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçunun oluşması için ise bedensel temas şarttır. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu Nitelikli Cinsel Saldırı suçu mağdurun vücuduna rızası olmaksızın organ veya sair/başka bir cisim sokulması suretiyle, yani cinsel-ilişkinin gerçekleşmesiyle meydana gelir. Bir başka deyişle nitelikli cinsel saldırı suçu mağdurun ırzına geçilmesi veya tecavüz edilmesi halidir. Organ veya cisim sokulması oral, vajinal veya anal yolla söz konusu olur. Bu açıdan mağdurun-vücuduna penis sokulabileceği gibi, vajinal veya anal yoldan cop, kalem, şişe, sopa gibi sair bir cisim de sokulabilir. Madde gerekçesinde, basit cinsel saldırı suçunun oluşumu için failin cinsel arzularını tatmine yönelik ve şehevi nitelikteki davranışlarla hareket etmesi suçun unsuru olarak gerekli görülmesine karşın, nitelikli cinsel saldırı suçunun oluşumu için vücuda organ veya sair cisim sokulması şeklindeki eylemin cinsel arzunun tatmini amacıyla yapılmış olmasının şart olmadığı hususu açıkça belirtilmiştir. Suçun Ağırlaştırıcı Nedenleri Gerek Basit Cinsel Saldırı suçu gerek Nitelikli Cinsel Saldırı suçunun; Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, Suçun ağırlaştırıcı nedeni söz konusudur. Ağırlaştırıcı nedenlerden bir veya bir kaçının varlığı halinde cezalandırma yapılırken ceza yarı oranında arttırılarak hüküm kurulur. Burada cezanın yarı oranında arttırılması yönündeki düzenlemenin emredici olduğuna dikkat etmek gerekir. Suçun işlenişinde sadece bir ağırlaştırıcı-neden bulunması haliyle birden fazla ağırlaştırıcı neden bulunması halinde artırım yine de yarı oranında mümkün olabilir. Bu durumda ceza adaletinin sağlanması ve orantılı bir ceza tayini için somut olayda birden çok ağırlaştırıcı neden varsa bu husus hakim tarafından alt ve üst sınırlar arasında temel ceza tayini yapılırken göz önünde bulundurulmalıdır. Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümünün söz konusu olması bir başka ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiştir. Bu hallerde fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Suçun Unsurları Maddi Unsur Maddenin 1. fıkrasında düzenlenen basit cinsel saldırı suçu ile sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi gerekir. Failin cinsel bir davranışta bulunması gerekmektedir. Cinsel arzuları tatmin amacına yönelik fakat cinsel ilişkiye varmayan şehevi davranışlar cinsel davranışı oluşturmaktadır. Basit Cinsel Saldırı suçunda kişinin vücudu üzerinde kendisinin iradesi dışında gerçekleştirilen, cinsel-arzuları-tatmin amacına yönelik fakat cinsel-ilişkiye varmayan davranışlar söz konusudur. Kişinin vücuduna yönelik cinsel amaçlı davranışlar şayet ani ve kesintili ise, bir başka deyişle cinsel davranışta bir süreklilik söz konusu değilse bu durumda Sarkıntılık suçu söz konusu olur. Basit Cinsel Saldırı ve Sarkıntılık suçlarının oluşması için, gerçekleştirilen hareketlerin objektif olarak şehevi bulunmaları yeterlidir. Failin şehevi duygularını fiilen tatmin edilmiş olması gerekmez. Maddenin 2. Fıkrasında düzenlenen Nitelikli Cinsel Saldırı suçu mağdurun vücuduna rızası olmaksızın organ veya sair/başka bir cisim sokulması suretiyle, yani cinsel ilişkinin gerçekleşmesiyle meydana gelir. Basit cinsel saldırı suçunun oluşumu için failin cinsel arzularını tatmine yönelik ve şehevi nitelikteki davranışlarla hareket etmesi şarttır. Ancak nitelikli cinsel-saldırı suçunun oluşumu için vücuda organ veya sair cisim sokulması şeklindeki eylemin cinsel-arzunun-tatmini amacıyla yapılmış olması şart değildir. Manevi Unsur Cinsel Saldırı suçu ancak özel kastla işlenebilir. Genel kast suçun oluşması için yeterli değildir. Suçun temel ve basit hali açısından oluşabilmesi için failde, ayrıca cinsel arzuları tatmin amacı olmalıdır. Failin hareketlerinin dış görünüşü itibariyle şehevi nitelikte bulunması gerektiği gibi, fail bu hareketleri cinsel arzularını tatmin amacıyla gerçekleştirmelidir. Suçun Faili Bu suçta fail kadın veya erkek herkes olabilir. Suçun basit halinin işlenişi bakımından, suçun faili cinsel arzularını tatmin amacına yönelik ve şehevi nitelikteki davranışlarla mağdura karşı cinsel saldırıda veya sarkıntılıkta bulunan bu şekilde mağdurun cinsel dokunulmazlığını ihlal eden kişidir. Ancak suçun nitelikli hali için vücuda vajinal, anal veya oral yoldan penis gibi bir organ veya cop gibi bir cisim sokan kişi suçun faili olacağından bu bakımdan söz konusu eylemleri gerçekleştiren kişinin saikinin cinsel duygularını tatmin olması şart değildir. Suçun Mağduru Bu suç kişilere karşı işlenen bir suç olduğu için kadın veya erkek herkes bu suçun mağduru olabilir. Fakat mağdurun on sekiz yaşını doldurmuş olması gerekir. Mağdurun çocuk olması durumunda bu maddede düzenlenen Cinsel Saldırı suçu değil, TCK’nın 103.Maddesinde düzenlenen Çocukların Cinsel İstismarı suçu meydana-gelmiş olur. Suçun mağdurunun eş olması durumuna ayrıca değinmek gerekir. Kanuna göre evlilik birliği içerisindeki eşin de Cinsel Saldırı suçunun nitelikli halinin mağduru olması mümkündür. Evlilik birliği eşlere sadakat yükümlülüğünün yanı sıra, karşılıklı olarak birbirlerinin cinsel arzularını tatmin yükümlülüğü de yüklemektedir. Buna karşılık evlilik birliği içinde bile, cinsel arzuların tatminine yönelik talepler açısından tıbbi ve hukuki sınırlar bulunmaktadır. Bu sınırlar ihlal edilerek eş üzerinde gerçekleştirilen ve cinsel saldırı suçunun nitelikli halini oluşturan davranışlar, mağdur olan eşin şikayetçi olması durumunda ceza yaptırımını gerekli kılmaktadır. Korunan Hukuki Yarar Bu suçla korunan hukuki değer kişilerin cinsel dokunulmazlığıdır. Özel olarak korunmak istenen değer, kişinin beden ve ruh sağlığı, cinsel bütünlüğü ve mahremiyetidir. Genel itibariyle aile kurumu ve toplumsal ahlak düzeninin de korunması amaçlanmıştır. Soruşturma ve Kovuşturma Birinci fıkra birinci-cümlede düzenlenen Basit Cinsel Saldırı suçu ile ikinci cümlede düzenlenen Sarkıntılık-suçunun soruşturma ve kovuşturması, yani takibatı şikayete bağlıdır. Şayet mağdur şikayetçi olmazsa bu suçlar bakımından soruşturma veya kovuşturma yapılamaz. Şikayet süresi TCK 73. maddesi gereğince fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süre içerisinde mazeret olmaksızın şikayette bulunulmaması durumunda soruşturma yapılamaz. Şikayet üzerine yürütülen soruşturma veya kovuşturmada mağdurun şikayetinden vazgeçmesi üzerine devam eden soruşturma veya kovuşturma düşer. İkinci cümlede düzenlenen Nitelikli Cinsel Saldırı suçunun ise soruşturma veya kovuşturması şikayete bağlı olmayıp, takibi resen yapılır. Ancak burada bir istisna söz konusudur. Şayet Nitelikli Cinsel Saldırı suçunun mağduru eş ise, suçun soruşturma veya kovuşturması mağdur olan eşin şikayetine bağlıdır. Mağdur olan eş şikayetçi olmadıkça soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Suçun Yaptırımı Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen Basit Cinsel Saldırı suçunun varlığı yani cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlâl edilmesi durumunda, suçun faili mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(TCK md.102/1–1. cümle). Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde faile, yine mağdurun şikayeti üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (TCK md.102/1–2 cümle). Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, yani Cinsel Saldırı suçunun nitelikli olarak işlenmesi durumunda fail hakkında on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur(TCK md.102/2). Bu durumda hükmedilebilecek olan cezanın üst-sınırı madde metninde belirtilmemekle birlikte Türk Ceza Kanununun 49/1.maddesi gereğince en fazla 20 yıl olabilir. Hakim, somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenişinde kullanılan araçları, suçun işlendiği yer ve zamanı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kastının yoğunluğunu ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak yukarıda belirtilen cezaların alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirler. Gerek Basit Cinsel Saldırı suçu gerek Nitelikli Cinsel Saldırı suçunun; – Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, – Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, – Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, – Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, – İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, Suçun ağırlaştırıcı nedeni söz konusudur. Ağırlaştırıcı nedenlerden bir veya bir kaçının varlığı halinde cezalandırma yapılırken, hakim tarafından belirlenen temel ceza yarı oranında arttırılır. Öte yandan işlenen Cinsel Saldırı suçu sonucunda mağdur bitkisel hayata girmiş veya ölmüş olabilir. Bu durumda ise fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur (TCK 102/5). Cinsel Saldırı Suçlarında Görevli Mahkeme Sarkıntılık suçu hakkında yargılama yapma görevi, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir. Sarkıntılık suçu dışında TCK md.102’de yer alan tüm cinsel-suçlarla ilgili yargılama yapma görevi ise Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir. Suçun Özel Görünüş Şekilleri Teşebbüs Cinsel Saldır suçunun gerek basit gerek nitelikli haline teşebbüs, icra hareketleri kısımlara bölünebileceğinden mümkündür. TCK m.35/1’e göre; kişi, işlemeyi kastettiği bir-suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde-olmayan-nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. İşlenmek istenen cinsel saldırı suçuyla belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır. Ayrıca yapılan hareketlerin de bu suçu işlemek için uygun hareketler olması gerekmektedir. Fail suçun icra hareketlerine başladıktan sonra, elinde-olmayan nedenlerle mağdurun vücuduna organ ve sair bir cismi sokamamışsa eylem teşebbüs halinde kalmıştır. Failin icra hareketleri kişinin vücuduna anal ya da vajinal yoldan cinsel organının sokulmasına yönelik olup da iktidarsızlığı nedeniyle icra hareketlerini tamamlayamaması durumunda Nitelikli Olarak Cinsel Saldırı Suçuna Teşebbüs Etme söz konusu olur. Türk Ceza Kanunu md.36 gereği, fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun-tamamlanmasını veya neticenin-gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten-dolayı cezalandırılmaz. Fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Örneğin; fail cinsel ilişkide bulunmak isterken vazgeçerse, o zamana kadarki eylemler cinsel saldırının temel şeklini oluşturabilir. İçtima / Zincirleme Suç Cinsel saldırı suçunun, fail tarafından bu suçu işleme kararı kapsamında aynı kişiye (mağdura) karşı değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi durumunda, zincirleme suç hükümleri söz konusu olur. Bu durumda yani zincirleme suç halinin varlığı söz konusuysa bir tek cezaya hükmedilecek. Fakat Türk Ceza Kanunu 43/1.maddesi gereğince verilecek ceza, somut olayın özellikleri hakim-tarafından dikkate alınarak dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılacaktır. Failin, mağdurun iradesini ve direncini kırarak onunun üzerinde hakimiyet kurduğu süre içerisinde aralıklarla gerçekleşen birden fazla cinsel saldırı eylemi durumunda zincirleme suç hükümlerinin söz konusu olabileceğini, mağdur fiziki ve mekânsal olarak failin hakimiyetinden kurtulduktan ve önemli sayılacak bir zaman geçtikten sonra fail tarafından mağdura yeniden cinsel saldırıda bulunulması durumunda artık zincirleme olarak işlenmiş suçtan değil bağımsız olarak işlenmiş yeni bir suçun varlığını kabul etmek gerekir. Böyle bir durumda her bir eylem için bağımsız cezalandırma yapılmalıdır. TCK m. 43/1’e göre, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suçtur. Kişi aynı suç işleme kararıyla bir kişiye karşı önce m. 102/1 anlamında cinsel saldırı suçunun temel şeklini işler. Daha sonra 102/2 anlamında cinsel saldırının nitelikli hali olan vücuda organ veya sair bir cismin sokulması suretiyle cinsel saldırı suçunu işlerse, bu durum zincirleme suçun kabulüne engel olmayacaktır. İştirak Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur (TCK m. 37). Suçun kanuni tanımında öngörülen cinsel davranışlarla bir başkasının vücut dokunulmazlığın ihlal eylemini gerçekleştiren kişi faildir. Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri ayrı ayrı doğrudan fail olarak sorumlu tutulacaktır. Buna uygulamada doğrudan iştirak denir. Doğrudan iştirakte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Örnek olarak, cinsel saldırı suçunu işlemek isteyen ve bu konuda ortak karara varıp birlikte hareket eden suç ortaklarından biri cebir veya tehdit kullanarak mağdurun direncini kırıyor, diğeri de mağdura cinsel saldırıda bulunuyorsa, her iki suç ortağının suçun işlenişine yaptıkları katkı, suçun icrası açısından birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla, her iki suç ortağı, suçun işlenişi üzerinde ortak bir hakimiyet kurduğu için, ayrı ayrı suçun faili olarak cezalandırılacaklardır. Ceza sorumluluğu aralarında bölüştürülmeyecek, her biri işlenen suçun cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Dolaylı Faillik Özellikle Nitelikli Cinsel Saldırı suçu yönüyle kişinin, kendi iktidarsız olduğundan, mağdurun vücuduna organ sokulması için bir başkasını araç olarak kullanması örneğinde olduğu gibi, suçu bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirebilmesi söz konusu olabileceğinden bu suçta dolaylı faillik de mümkündür. Azmettirme veya Yardım Etme Cinsel Saldırı suçuna azmettirme ve yardım etme suretiyle iştirak etmek de mümkündür. Suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olarak sorumluluğu için, suçun tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir. Dolaylı fail ve azmettiren, tıpkı doğrudan failde olduğu gibi işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır. Ancak, başkasını araç-olarak kullanan dolaylı failin, kusur yeteneği bulunmayan kimseyi suçun işlenmesinde araç-olarak kullanması hali kanunda ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir. Böyle bir durumda dolaylı failin cezası arttırılır. Yine azmettirmek suretiyle suça iştirak eden failin, alt soy veya üst soy ilişkisinden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanarak bir kimseyi suça azmettirmesi veya çocuk olan bir kişiyi suça azmettirmesi hali de kanunda ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir. Bu durumdaki azmettiricinin cezasının arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Yardım eden sıfatıyla suça iştirak eden kişinin cezasının ise, suçun ağırlaştırılmış-müebbet veya müebbet-hapis-cezası gerektirmediği durumlarda yarısı oranında indirileceği kanunda düzenlenmiştir. TCK m. 41/1’e göre, iştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır. Gönüllü vazgeçen suç ortağı, suçun işlenmemesi için elinden gelen bütün gayreti göstermiş buna rağmen cinsel saldırı suçu işlenmişse, örneğin cinsel saldırı suçunun işlenmesi sırasında mağdurun hareket etmesini önlemek suretiyle yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştıran kişi bundan vazgeçip, icra hareketlerinde bulunanı önlemeye çalışmış olmasına rağmen suç işlenmiş olsa da gönüllü vazgeçen suç ortağını, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlandırmak gerekecektir. Ancak, bu durumda, suç ortağının gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleştirdiği fiillerin bağımsız bir suç oluşturması durumunda, bu suçtan dolayı sorumlu tutulacağı kuşkusuzdur. Sonuç Cinsel Saldırı suçu 5237 sayılı TCK’da 102. maddede düzenlenmiştir. Maddede sırasıyla Cinsel Saldırı suçunun; basit hali (1. fıkra-1. cümle), sarkıntılık hali (1. fıkra-2. cümle), nitelikli hali (2. fıkra) ve ağırlaştırıcı nedenleri (3. ve 5. fıkra) düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçunun temel şeklinde (m. 102/1), cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi, cinsel saldırının nitelikli halinde (m. 102/2) ise cinsel arzularını tatmini amacına yönelik olmasa da vücuda organ veya bir cisim sokulması cezalandırılmaktadır. Cinsel saldırı suçunun özelliği, bu suçu oluşturan fiillerin mağdurun iradesi dışında gerçekleştirilmesidir. Cinsel saldırı suçunda, mağdura karşı cebir veya tehdit ya da hile kullanmak suretiyle ya da mağdurun bilincinin yitirilmesine neden olmak veya uyku hali dolayısıyla bilincinin kapalı olmasından yararlanmak suretiyle de bu suçun işlenmesi mümkündür. Nitelikli Cinsel Saldırı suçu yönünden evlilik içi rıza dışı cinsel ilişki de suç olarak düzenlenmiştir. Böylece evliliğin hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığı düşüncesi kanun koyucu tarafından kabul görmemiştir. Cinsel saldırı suçunun yaptırıma bağlanmasıyla kişinin cinsel dokunulmazlığını, ruh ve beden sağlığını, mahremiyetini ve aile-müessesesinin-devamlılığı ile toplum ahlakını korumak amaçlanmıştır. Cinsel saldırı, ciddi bir toplumsal, ailevi ve bireysel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Mağdurların veya kanuni temsilcilerinin veya vekillerinin; maruz kalınan cinsel saldırı eylemlerine karşı yasal haklarını kullanmaları, bu tür fiilleri derhal adli makamlara veya kolluk birimlerine intikal ettirerek faillerin gerekli yaptırımlara tabi tutulmasını sağlamaları, mağdurların ruh ve beden sağlığının korunmasını sağlamak kadar, aile kurumunun ve toplumun da sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamaya hizmet edecektir. Cinsel saldırı suçlarında mağdurun, yetkili birimlerin ve toplumu oluşturan her bireyin, bahsi geçen haksız fiile karşı kolektif olarak mücadele etmesi sorunun çözümü için büyük önem taşımaktadır. Cinsel Saldırı Suçu ve diğer suçlarla ilgili makalelerimiz için web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Sahtecilik suçları, resmi ve özel belge ayrımına dayandırılmış ve kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. TCK’nın 204 ila 206. maddelerinde resmi belgede sahtecilik, 207 ve 208. maddelerde özel belgede sahtecilik suçu düzenlenmiştir. Resmi belge, bir kamu görevlisi tarafından, görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir. Düzenlenen belge ile kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerekmektedir. Yazının illa kâğıt üzerine yazılması gerekmez. Levha, metal, bez vb. maddeler üzerine de yazılı olması mümkündür. Bununla birlikte bir yazının belge olarak kabul edilebilmesi için, Yazılı olması Hukuki olarak bir hüküm ifade etmesi Düzenleyicisinin belirlenebilir olması, gerekmektedir. Yazının belirli bir cisme ve taşınır bir şeye kaydedilmesi gerekli bulunduğundan, bilgisayar programları ve verileri belge olarak kabul edilmez. Bu durum, TCK md.244/2’de özel olarak düzenlenmiştir. Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları Resmi Belgede Sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, sahtecilik eyleminin belirli bir nitelikte olması ve aldatıcı vasfa sahip olması gerekmektedir. Bu durum her somut olayda mahkeme tarafından takdir edilecek bir husustur. Sahte belge, aldatıcı ve hüküm ifade edici nitelikte değilse TCK md.205’de düzenlenen resmi belgeyi bozmak suçu oluşur. maddede düzenlenen suç seçimlik hareketli bir suçtur. Maddede sayılan eylemlerden bir tanesinin işlenmesi ile suç tamamlanmış olur. Bu seçimlik hareketler; Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek Sahte resmi belgeyi kullanmak, şeklindedir. Maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun faili herkes olabilir. Göreviyle bağlantılı olmaksızın resmi belgede sahtecilik suçunu işleyen kamu görevlisi 1. fıkra kapsamında cezalandırılacaktır. Bu fıkra kapsamında açılacak ceza davalarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. fıkrada ayrı bir suç olarak düzenlenen eylemin faili ise ancak kamu görevlisi olabilir. Söz konusu belge, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belge olmalıdır. Bu fıkra kapsamında açılacak davalarda ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir. Kimlerin kamu görevlisi sayılacağı hususu TCK md.6/1-c’de belirtilmektedir. Bununla birlikte mevzuatımızdaki bazı özel kanunlarda “kamu görevlisi sayılır” ya da “kamu görevlisi gibi cezalandırılır” şeklindeki düzenlemeler de suçun niteliğini belirlemede dikkate alınmalıdır (örnek olarak 399 sayılı KHK md.11/b). Maddenin 3. fıkrası ise 1. ve 2. fıkranın nitelikli halini düzenlemektedir. Buna göre, sahtecilik yapılan belge, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge olması halinde (HMK md.204), 1. ve 2. fıkralara göre belirlenen ceza yarı oranında artırılacaktır. Resmi Belge Sayılan Evraklarda Durum Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi (6102 SK md.670 vd.), emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır (md.210/1). Benzer şekilde, belgeyi düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ya da diğer sağlık mesleği mensubu ise ve düzenlenen belge, Kişiye haksız bir menfaat sağlamışsa ya da Kamunun ya da kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa, yine resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur (md.210/2) Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Cezayı Azaltıcı Nedenler TCK md.211 hükmü cezayı azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir. Buna göre, resmi belgede sahtecilik suçu, Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı için ya da Gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenirse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir. TCK md.212 içtima kuralını düzenlemektedir. Bu hükme göre, sahte resmi belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunacaktır. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile ilgili makalemiz ve daha fazlası için web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Ceza Avukatı

Ankara ceza avukatı, Or Hukuk olarak; ofisimiz suçun işlendiği ilk andan infaz aşamasına kadar vekil olarak siz müvekkilerinin yanındadır. Bu anlamda Emniyet / Jandarma, Savcılık, Sulh Ceza Hakimliği, Yargılama aşaması, istinaf, temyiz başvuru sürecini titizlikle takip etmekteyiz.. Kararın kesinleşmesinden sonra ise infaz hukuku ile ilgili olarak müvekkillerimize müdafii sıfatıyla hukuki destek sağlamaktayız. Ofisimiz suç mağduru olan müvekkillerine ise suç nedeniyle zarar gördükleri andan failin cezasının kesinleşmesine kadar müşteki vekili olarak her türlü hukuki yardımda bulunmaktadır.

Ofisimiz Ankara Ceza Avukatı olarak uzman Ceza Avukatları ile güçlü çözüm ortaklarına sahiptir. Bu anlamda uyuşturucu ticareti, kasten yaralama, hakaret, tehdit, şantaj, mala zarar verme, basit ve nitelikli hırsızlık, cinsel taciz, cinsel saldırı, dolandırıcılık, taksirle adam öldürme, taksirle yaralama, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, vergi suçları ve birçok alanda müvekkillerine öngörülü ve profesyonel hukuki destek sağlanmaktadır. Kolluk ve savcılık ifadelerinde müvekkilleri ile birlikte hazır bulunan avukatlarımız, Sulh Ceza Hâkimliği sorgularına da iştirak etmekte, infaz hukukuna ilişkin başvuruları da yapmaktadırlar.

Ceza soruşturmaları ve kovuşturmaları, neticesi hapis cezası ile cezalandırılma sonucunu doğurabileceğinden dikkatli takip edilmesi gereken bir süreçtir. Res’en araştırma ilkesi gereğince suçun ortaya çıkarılmasında adli makamlar araştırmalarını talebe bağlı olmaksızın yaparlar. Bu ise müşteki, şüpheli veya sanığın süreçte etkin olmasına engel bir durum değildir. Or hukuk ceza avukatları bu süreçte müvekkilin lehine olabilecek hususlarda soruşturma ve kovuşturmalara etkin olarak dahil olmaktadırlar. Zira şüpheli veya sanığın cezalandırılmasında haksız tahrik, meşru müdafaa, suçun manevi unsuru (kast, taksir), maddi unsuru, kastın yoğunluğu, takdiri indirim nedeni, etkin pişmanlık, cezanın alt ve üst unsuru dikkate alınan hususlardır.

İlk derece mahkemesinin sanığı cezalandırılmasından sonra ise gerekli itiraz ve temyizlerin yapılması hayati bir konudur. Bu aşamada sürelerin kaçırılması halinde sanık hakkında ceza kesinleşir ve cezanın infazına başlanır. Bir başka hayati konu ise Yargıtay incelemesi için gönderilen temyiz dilekçesidir. CMK’nın 301. Maddesi uyarınca “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” Bu nedenle temyiz dilekçesinde herhangi bir hususun unutulması Yargıtay incelemesinde o hususun dikkate alınmamasına ve belki de sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulacak iken onanması sonucunu doğuracaktır. Or Hukuk Ceza Avukatları, suça ilişkin müvekkillerin bilgi verdiği andan kararın infaz aşamasına kadar çok titiz ve dikkatli bir çalışma ile müvekkillerini temsil etmektedirler.