kenanyildiz1

Kenan yıldız güncel paylaşımları

Tapu İptali ve Tescil Davası

Tapu İptal davası; kanuna aykırı, usulsüz bir şekilde düzenlendiği idda edile tapu kaydının hukuk önünde uygun hale getirilmesi için açılan davadır. Tapu iptal davası hangi durumlarda açılır? Açılma nedenleri nelerdir? Hangi mahkemeler bakar ve bu konudaki örnek Yargıtay kararları nasıldır? gibi soruların cevabını makalemizde okuyabilirsiniz.

Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Genel olarak aşağıdaki nedenlerden bir tanesinin varlığı halinde tapu iptal davası açılır. Bu nedenler;

  • Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescili davası,
  • Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,
  • Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,
  • İmar uygulamasından kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası,
  • Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası,
  • Kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle tapu tescil davası,
    • Olarak sıralanabilir. Şimdi tek tek bu başlıkları ele alalım.

      Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili Davası

      Ehliyetsizlik, kişinin eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme yeteneğinin bulunmamasıdır.

      Tapu iptali ve tescili davasının açılmasına neden oluşturacak olan durumlardan birisi de ehliyetsizlik halidir. Taşınmaz devri yapan kişinin, işlem yapıldığı sırada temyiz kudretine ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Kişi ehliyetsiz olursa yapılan işlem yok hükmünde olur yani aslında ortaya doğmuş bir işlem çıkmaz. Kişinin devir işlemi sırasında akli dengesinin yerinde olmaması, bilincini etkileyecek faktörler içerisinde olması, 18 yaşının altında olması gibi durumlar sonucunda yapılan işlem geçersiz olacaktır. Bu nedenle fiil ehliyeti olmadan tapuda yapılan işlemin açığa kavuşması için, usulsüz ve yolsuz düzenlendiği iddia edilen tapu kaydının, hukuka uygun hale getirilmesi için tapu iptali ve tescili davası açılır.

      Bu durumda, ehliyete ilişkin duruma itiraz edecek olan kişiler, yapılan işleme konu taşınmazın önceki kayıt malikleridirler. Tapu iptal ve tescil talebine ilişkin açılacak davada eğer ki ehliyetsizlik hali davacı, önceki kayıt malikinden kaynaklanmış ise hukuki işlemdeki sakatlığının giderilmesi için bu kez ehliyetsiz olduğu iddia edilen gerçek hak sahibine vasi tayin edilmesi ve vasinin de vesayet makamından izin almak suretiyle hukuki işlemlerde onu temsil etmesi suretiyle dava açılmalıdır.

      Ehliyetsizlik nedeniyle açılacak olan tapu iptali ve tescili davasında davalı taraf, tapu kaydında taşınmazın mülkiyet hakkı sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Kayıt malikin ölmüş olduğu bir durumda ise, dava malikin mirasçılarına yönlendirilmelidir.

      Davaya konu taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine tesis edilen ayni veya şahsi hakların da terkini talep ediliyorsa, bu kişiler aleyhine de dava açılmalıdır.

      Olağanüstü zamanaşımı nedeniyle açılacak tapu tescil davaları, ilgili tüzel kişilik ve hazine aleyhine birlikte açılmalıdır.

      Tapu iptali ve tescili davasında hukuki ehliyetsizlik iddiasının ispatı, Yargıtay Kararlarına göre şu şekildedir:

      “Ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ilişkin tüm tıbbi belgeler dava dosyasına getirilerek incelenir. Ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, reçeteler, film grafiklerinin tamamı getirtilmelidir.”

      “Ehliyetsizlik ve temyiz kudretinin yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirir. Bu nedenle, kişinin işlem yapmaya ehliyetli olup olmadığına dair bilimsel tıbbi bir rapor alınmalıdır. Özellikle Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi kişinin ehliyet durumuna ilişkin tıbbi rapor hazırlama konusunda uzmandır.”

      Ehliyetsizliğe ilişkin davalarda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre yoktur. Dava hak sahibi kişilerce her zaman açılabilir.

      Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle açılacak olan tapu iptali ve tescili davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de kesin yetkilidir.

      Dava harcı ise nispidir. Gayrimenkul değeri üzerinden harç hesaplaması yapılacaktır.

      Muris Muvazaası (mirastan mal kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

      Muris muvazaası, yani kısaca mirastan mal kaçırma adıyla bilinir. Bazı durumlarda miras bırakanlar, mirasçıların yasal hakkı olan miras paylarından faydalanmalarını önlemek için mirasçılar arasında kanuna aykırılık oluşturacak nitelikte paylaşım yapabilmekte, mirasçılardan birine, hayatta bulunduğu sürede satış yapıyormuş gibi göstererek bağışta bulunabilmektedir. Muvazaanın gerçekleşmiş olması için tarafların gerçek iradeleri ile görünürde yapılan işlem arasında uyuşmazlık olmalı, üçüncü kişileri kandırma amacı olmalı, taraflar muvazaalı bir işlem yaptığına dair kendi arasında anlaşmış olmalıdır.

      Yargılaya göre; saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen bütün mirasçılar muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil talepli dava açabilirler. Ancak bu davayı mirası reddeden, mirasçılıktan çıkarılan, miras hakkından feragat eden kişiler açamayacaktır.

      Yapılan muvazaasının ardından taşınmaz bir üçüncü kişiye satılırsa, bu durumda üçüncü kişilerin iyi niyetinin tespitinin yapılması gerekir. Eğer, taşınmaz için öncesinde muvazaalı işlem yapıldığını biliyor ya da bilebilecek konumda bulunuyorlarsa tapu iptali davası açılır.

      Muris muvazaasına dayalı tapu iptali davaları için herhangi bir zamanaşımı süresi ya da hak düşürücü süre yoktur.

      Muris muvazaasına dayalı davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.

      Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davalarında, harçlar iptali istenen taşınmazın değerine göre belirlendiğinden, yani nispi nitelikli davalar olduğundan dava masrafları da buna göre değişecektir.

      Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

      Kendisine vekalet görevi atfedilen vekil, başkası adına ve o kişinin yararına uygun hareket etmek zorundadır. Vekil, vekâlet verecek olan kişiye zarar verecek nitelikte eylemlerden kaçınmalıdır. Vekil, vekil edenin talimatına uymakla yükümlüdür.

      Günümüzde, vekâlet yetkisinde verilen sınır aşılarak, malikin istemlerinin zıttı yönde hareket ederek, istenmeyen sonuçlar doğurabilen vekiller karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun önlenmesi adına, bir taşınmazda yapılacak olan yetkiyi aşan ya da yetki dışı işlemler yapan vekillerin varlığı halinde tapu iptali davası açmak güçlü bir seçenektir.

      Taşınmazlara ilişkin işlemlerde vekil, vekâlet görevini kötüye kullandığı takdirde tapu iptali ve tescili davası açılabilir.

      Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davalarında herhangi bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresi yoktur.

      Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

      İmar Uygulamasından Kaynaklanan Tapu İptali ve Tescili Davası

      İmar uygulamaları belediyeler kanalıyla yapılmaktadır. İmar uygulamalarından dolayı taşınmaz malikleri zarar görebilmektedirler. Yeni bir imar planı sonucunda oluşan yeni tapu kayıtlarının ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle dava açılabilir.

      Bu davaların sıklığının nedeni ise taşınmaz sahiplerinden habersiz işlemlerin yapılması ve bunun sonucunda taşınmaz sahiplerinin yapılan imar uygulamalarını geç öğrenmesi etkilidir. Dava sürecinden önce davaya konu olan taşınmaz üzerinde imar uygulaması sonucu bir bina yapıldıysa bu süreçte bu bina yapanın hakları da korunacaktır.

      Bahsi geçen davaya konu olan taşınmazın üstüne imar uygulaması sonucunda bina yapan kişi iyi niyetli ise mahkeme bu kişi/kişilere masrafları oranında bir tazminat kararı verebilir.

      Davanın sonucunda imar uygulaması iptali gerçekleşmişse geri dönüşüm işlemleri yapılır ve iptal edilen parsellerin geri dönüşümü yapılır. Bu hususta alınan karar uygulamayı gerçekleştiren idareyi bağlar. Bu davanın sonucunda kesin karar çıktıktan sonra değişiklik kararının tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde itiraz yapılmalıdır.

      İmar uygulaması davaları, uygulamadan menfaati zarar gören taşınmaz sahipleri (gerçek ve tüzel kişiler olabilir) imar uygulamasını gerçekleştiren kuruma karşı İdare Mahkemesi’nde dava açabilir. Davacı olan taşınmazın sahibi kişi/kişiler imar uygulamasının iptalini ve kadastral parselin ihyası için tapu iptal ve tescil davası açabilir. Burada taşınmazın sahibi olan kişi/kişiler olan davacı taşınmazının imar uygulamasından öncesi duruma dönmesini istemektedir.

      Davanın açılması için taşınmazın bulunduğu bölgedeki mahkemeye başvurabilirler. Süre olarak ise taşınmaza ilişkin yeni tapu kaydının açılması ile başlar. Ülkemizde genelde bu davalar imar planlarını belli dönemlerde yeniden düzenleyen Belediyelere karşı açılmaktadır.

      Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

      Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bir kişinin ölene kadar bakılması karşılığında bakım yapan kişiye belirli menfaatlerin sağlandığı bir sözleşme türüdür.

      Buradaki sözleşmenin gerçekleşmesi için bakıcının kim olduğu önemli değildir. Bakılan kişinin çocuğu, hemşire ya da bir şirket personeli olabilir.

      Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ancak Sulh Hâkimi önünde Noterde veya Tapu Müdürlüğünde yapılabilecektir. Bu sözleme yapıldığı esnada da iki tanık bulundurulması zorunludur.

      Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için, bakım borçlusunun yani ölünceye kadar bakmakla yükümlü olan kişinin üzerine düşen tüm bakım ve gözetme yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, bakım alacaklısı tarafından kendisine devredilmesi gereken malvarlığı veya malvarlığı değerinin devredilmemiş olması gerekir.

      Eğer bakım alacaklısı sağ ise, bu durumda bakım borçlusu veya bakım borçlusunun külli halefleri tarafından, sözleşme konusu taşınmazın tapudaki malikine karşı tapu iptal ve tescil davası açılacaktır. Eğer bakım alacaklısı vefat etmiş ise, bu durumda açılacak olan tapu iptal ve tescil davası murisin mirası reddetmeyen, mirastan çıkarılmamış olan mirasçılarına karşı açılacaktır.

      Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasında, kendisine husumet yöneltilen davalı/davalılar sözleşmenin geçersiz olduğuna dair iddialarda bulunacaklarsa söz konusu geçersizliği ispatla yükümlü olan taraf kendileri olacaktır.

      Tapu iptal ve tescil davalarında dava konusu bir ayni hakka dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz.

      Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi ise yetkilidir.

      Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası

      Aile konutu, Medeni Kanunda yer alan düzenleme ile ailenin yaşamını devam ettirip barınma ihtiyacını karşıladığı yer olmakla birlikte, aile açısından koruduğu manevi değer de düşünülerek kanun hükmü ile koruma altına alınmıştır. TMK 194. madde hükmüne göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

      Aile konutu şerhi ile ilgili düzenleme yalnızca malik olunan taşınmaz hakkında değil kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın aile konutu olarak kullanılması halinde de sınırlı bir koruma sağlamaktadır. Kira sözleşmesine taraf olmayan eşin açık rızası olmadıkça, sözleşmenin tarafı olan eş kira sözleşmesini feshedemeyecektir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilin sorumlu olur.

      Malik eşin, malik olmayan eşin rızası olmadan taşınmaz üzerinde yapacağı bir satış işlemi neticesinde tapu iptali ve tescili davası açılacaktır.

      Aile konutu niteliğindeki taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile şerhi konulmasını, Tapu Müdürlüğünden talep edebilecektir.

      Taşınmazın devrinde rızası olmayan eş, Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası’nın davacı tarafı olacaktır. Davalı taraf ise malik olup devir işlemini yapan eş ve taşınmazı devralan kişi olacaktır.

      Aile konutuna dayalı açılacak tapu iptal ve tescil davasında Aile Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

      Açılacak olan Tapu iptal ve tescil davası için belirlenmiş bir zamanaşımı süresi yoktur. Fakat aile konutunu satın alan iyi niyetli üçüncü kişiler; tapu sicilinde kesintisiz ve herhangi bir davaya konu olmadan geçireceği 10 yılsonunda o taşınmazın maliki olmaktadır. Bu nedenden dolayı 10 yılsonunda tapu iptali ve tescili davası açılamaz. Kazandırıcı Zamanaşımı ve Zilyetlik Nedeniyle Tapu Tescil Davası

      Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir gayrimenkulü davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, gayrimenkule ait mülkiyet hakkının kendi adına tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK md.713/1).

      Tapuda kayıtlı bir gayrimenkulün veya payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla mülk edinilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak, tapu kaydından taşınmazın mülk sahibinin kim olduğu anlaşılamıyorsa veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilen bir kimseye ait ise, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkündür. Yani, malik sıfatıyla zilyet için zilyetliğin başladığı tarihten itibaren 20 yıllık bir kazandırıcı zamanaşımı süresi söz konusudur.

      Gerekli her türlü dikkat ve özen gösterilerek tapu kütüğü incelenmesine rağmen mülkiyet hakkı sahibi anlaşılamaması, Tapu kütüğünde malik kısmının boş olması, silinmesi ve yeniden yazılmaması hali, Taşınmazın adına mevcut olmayan, hayali kişi yazılması, Malik adının belirsiz, yetersiz ve soyut gösterilmesi hallerinde malikin kim olduğunun belli olmadığı kabul edilir.

      Hangi Durumlarda Tapu İptal ve Tescil Davası Açılamaz?

      Tapu Tescil işlemi gerçekleştikten sonraki 10 sene boyunca, elindeki taşınmazın tapusunu herhangi özel veya tüzel bir kişiye devretmeden kesintisiz olarak elinde bulunduran kişi aleyhine; tescil işleminde usulsüzlük tespit edilse dahi iptal davası açılamaz.

The Turquoise Card in Turkey

Introduction

This article will observe the Turquoise Card in Turkey, its acquisition procedures and its benefits. Of course, Turkish citizenship by investment has been a matter of discussion over the years.

Particularly the Card holders have several privileges, as analyzed below in this paper.

What is the Turquoise Card?

Generally speaking, the Turquoise Card project is an administrative response to a growing demand for work permits by foreigners in Turkey. Pursuant to the Law on International Workforce (No:6735), the Card in Turkey is designed as a “work permit” for the foreigners involved. Besides it is also a “residence permit” for their spouses and dependent children.[1]

The Law on International Workforce (No:6735) is available online here (in Turkish).

Who can get the Turquoise Card?

According to the Regulation on Turquoise Card, below-mentioned aliens may be eligible:

a) assessed as qualified workforce due to their educational level, wage, professional experience, contribution to science and technology and similar qualifications,

b) assessed as qualified investor due to their contribution to science and technology, their level of investment or export value, volume of employment they provide and such like qualifications,

c) scientists and researcher who have internationally recognized studies in the academic area, and those distinguished in science, industry and technology, areas of which deemed strategic from the point of the Republic of Turkey,

d) internationally reputed for their successes in cultural, artistic or sports activities,

e) contributing the recognition or publicity of Turkey or its culture internationally, acting in favor of matters concerning Turkey’s national interests.

The Regulation on Turquoise Card in question is available online here (in Turkish).

What are the main advantages of the Turquoise Card?

There are several benefits of the Turquoise Card. First privilege is to gain a work permit for the relevant alien.

Secondly, a residence permit for his/her family members are possible. Consequently, Turquoise Card owners enjoy the right to work and the right to permanent residence.

Thirdly, after the observation of a specialist on the Card Holders’ commitments and activities during three years, the Turquoise Card may become permanent.[2] Consequently, there is no doubt that the aforementioned advantages are long-term opportunities rather than short-term.

Last but not least, under Article 12 of the Law on Turkish Citizenship (No:5901), the Card holders and their family members have an additional priority in acquiring Turkish citizenship. More specifically, no additional legal requirement or documentation is necessary

The Law on Turkish Citizenship (No:5901) is available online here (in Turkish).

What are the rights and obligations of the Turquoise Card holder?

Turquoise Cards holders enjoy the same rights provided by permanent work permit. Processes related to residence, travelling, investment, commercial activities, inheritance, acquisition of movable and immovable properties will be carried out in accordance with current legislations applied to Turkish citizens.[3]

Also, owners of the Card exercise educational rights and take advantage of healthcare services in Turkey.

Despite this, they do not have a right to elect and be elected or to enter into public service.[4]

Moreover the Card holders do not have any obligation of compulsory military service.[5]

How is the application procedure of the Turquoise Card?

Candidates should make applications through the Ministry of Labor and Social Security. Also applicants have an opportunity to institute an application from their home country or country of residence through the Turkish Embassies or Turkish Consulate Generals in the foreigner’s country of citizenship or legal stay.[6] In that situation, the application will be sent electronically to the Turkish Ministry of Labor for consideration and evaluation.

What are necessary documents?

The applicants are obligatory to submit documents including:

-application form,

-copy of passport or the documents that substitute passport,

-certificate of conformity,

-additional documents, enumerated for workforce, investors, researchers and scientists.

Conclusion

In a nutshell foreign researchers, artists, investors, athletes and intellectuals may be eligible for the Turquoise Card in Turkey. There is no time constraint after the 3 years transition period.

Accordingly, extensive legal support and guidance may be very useful for successful outcomes regarding applications for Turquoise Card. Certainly the aforementioned benefits of the Card are worth such effort. Nevertheless every single legal step should be taken carefully for tangible results.

[1] See Article 3 of the Law on International Workforce (No:6735).

[2] Article 15 and 18 of the Regulation on Turquoise Card.

[3] Article 19 of the Regulation on Turquoise Card.

[4] Ibid.

[5] Ibid.

[6] See Article 6 of the Regulation on Turquoise Card.

Turkish Citizenship by Property Purchase

Turkish Citizenship by Investment Program was newly introduced on 12.01.2017 and amended on 18.09.2018. Owing to the new system, foreigners are granted to acquire Turkish citizenship through property purchase worth at least $400.000 or making $500.000 capital investment. This article intends to clarify the new system in a detailed manner with regard to the first one, namely the acquisition of Turkish citizenship by property purchase.

What is the link between citizenship law and real estate law?

There is an increasing correlation between the exercise of the right to property and the word of citizenship. Real estate law regimes generally involve the constant possession, control, and the use of ownership for any entity. The exercise of the right to property basically depends on the enjoyment of citizenship according to domestic legal systems. However, only a few states including Turkey and the United States do not ask citizenship for a real property purchase.

For more detailed information regarding the USA real estate system, see our article on “Home Purchase in the USA”.

Even more, pursuant to a number of real estate law systems, the acquisition of citizenship requires a number of legal necessities, such as the ownership of a real property in the country concerned. In that context, home purchase is considered as an easy and secure way of the provision of citizenship by foreigners in those states.

How is the acquisition of Turkish citizenship through a real estate investment

In accordance with Article 66 of Turkish Constitution, ‘everyone bound to the Turkish State through the bond of citizenship is a Turk. The child of a Turkish father or a Turkish mother is a Turk. Citizenship can be acquired under the conditions stipulated by law, and shall be forfeited only in cases determined by law’.

According to internationally established principles, citizenship may be acquired at birth or through naturalization subsequent to birth. Likewise, Article 5 of the Law on Turkish Citizenship (No:5901) has a similar provision, approving the same principle. Indeed, the acquisition of Turkish citizenship after birth is another possibility based on the decision of competent national authority under Article 9. Nevertheless, a complex and detailed legal procedure is needed.

The Law in question is available online here (in Turkish).

In recent years, economic downturn and turmoil has been a matter of concern facing the international community. Therefore, granting citizenship to foreigners has been used as a tool to attract foreign investments. Keeping in mind such economic developments, the Turkish government took steps for the facilitation of the acquisition of Turkish citizenship. Consequently, the term of“exceptional Turkish citizenship” is widened through new legal amendments. Pursuant to Article 46 of the Law on Turkish Citizenship (No:5901), new regulation was issued and later amended by the President on January 6 and May 13 2022. According to Article 20 of the said regulation, by purchasing a property of valued minimum $400.000 USD in any part of Turkey a foreign person will be able to acquire Turkish Citizenship. The main condition is to hold the ownership of the involved property for at least 3 years. Moreover, the involved purchase should be examined and confirmed by the Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change.

Conclusion

In the final analysis, it is worth reiterating that a property purchase is one of the easiest way of exceptional acquisition of Turkish citizenship. As discussed above, buying a property in Turkey is the first, albeit not the last step to finalize all administrative procedures for the acquisition of citizenship. Indeed, it involves a number of follow-up legal steps without delay. The full process requires comprehensive legal support and consultation for a successful outcome.

Medical Malpractice Cases in Turkey

Introduction

It is clear that the matter of malpractice is still the main challenging issue for every single medical malpractice lawyer in Turkey. Law contains binding rules that govern the rights and responsibilities of medical staff, health workers, medical companies and the people using medical facilities and services. This article analyzes the meaning of medical malpractice and the best legal ways of finalizing malpractice disputes. Other healthcare issues are beyond the scope of this article.

For our work and all legal services on the matter of citizenship, please click our “Practice Areas”, titled “Healthcare”.

What is the meaning of “medical malpractice”?

Medical malpractice may take place because of “a negligent mistake” or “below the standard of care”. The term means any failure, mistake or unreasonable delay in, amongst others, diagnosing a patient’s situation, giving wrong prescriptions or making unnecessary or wrong surgeries.

How can we measure a doctor’s performance?

There are two main sources for highlighting occupational responsibilities of healthcare professionals in Turkey. First, the Hippocratic Oath and second, Turkish legal framework.

The Hippocratic Oath contains ethical principles particularly for medical professionals. Pursuant to these principles, doctors should do the best for treating patients and respecting or preserving the privacy of them.

It is significant to state here that the Hippocratic Principles are not legally binding; albeit morally binding rules. Accordingly, only concrete legal norms have a capacity to fill this gap.

Turkey has a comprehensive legal framework intended to govern the rights and liabilities of doctors or other providers. Indeed there are a wide variety of regulations and laws dedicated to the healthcare sector in Turkey. Besides, established case-law of justice institutions make a substantial contribution to better implementation of Turkish legislations.

All Turkish legal instruments (in Turkish) are available online here.

What are the main legal steps for malpractice in Turkey?

Malpractice cases generally result from the underperformance of medical specialists. For any kind of application, the nature of underperformance should be well researched and documented. It should be emphasized that this job is far from simple. Especially responding to the question of who is accountable and the question of which act or action and ignorance is problematic is very difficult.

Domestic legal framework contains leading rules that structure what relevant staff should do, and what they may not do for an appropriate treatment service. Nevertheless, after detecting inappropriate treatment or the person acting in an improper manner, another challenge arises out. In this respect, jurisdiction has been a matter of concern for every single healthcare lawyer.

What are the main types of malpractice cases?

In general, where malpractice action takes place under the umbrella of a state hospital and/or a hospital belonging to the public, the victim can lodge an application before the administrative justice. In that case, malpractice is regarded as constituting a “service fault”. This should be a compensation case.

But if malpractice results from an action of a private person or entity, the relevant person may be issued before judicial justice. In this situation, malpractice means an “individual fault”. Doctors, nurses, surgeons, physicians, psychiatrists, dentists or allied health workers may be regarded as “accused” or “suspected” in a criminal case. But it is very critical to be aware that victims have a right to bring a compensation action before judicial justice, too.

Institution of the right application before the right judicial body plays a key role in satisfying the victim. Any mistake at this stage may have a crippling impact on reaching proper legal outcomes.

Conclusion

In the final analysis, it is worth reiterating that the Hippocratic Oath presents main moral principles to be undertaken by healthcare workers. But, the said Oath is not law. Accordingly, national healthcare systems need more than this to draw legal borders of medical liabilities. In this respect, the Turkish legal healthcare regime is designed to a broad range of principles including the Hippocratic Oath and other additional legal obligations.

There is no doubt that medical professionals are found accountable for their underperformance in Turkey.However, the search for improper treatment, the detection of underperformance of medical staff, the determination of the accountable person and the selection of a competent judicial body present main challenges for victims and their families. Even any malpractice lawyer may face enormous problems for any malpractice dispute because of its complexitiy. Accordingly, malpractice cases need extensive legal advice for every single stage of the concerned legal process. Victims or their families may handle complexities of a malpractice litigation only owing to a full-fledged consultation by healthcare law specialists.

Adli Sicil Kaydı Sildirme

Adli sicil kaydı nedir, nereden alınır, adli sicile hangi bilgiler işler, ne kadar sürede silinir gibi konuları ele alınacaktır. Bununla beraber adli sicil kaydı sildirme konusunda gerekli çalışmaların nasıl yürütüleceği hakkında bilgiler vereceğiz.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?

Adli sicil kaydı, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması, genel af ilan edilmesi veya ilgili kişinin ölmesi halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, adli sicil arşiv kaydına alınır. Adli sicil kaydı sildirme aşağıdaki şekillerde gerçekleştir. Genel af halinde silme işlemi Genel Müdürlükçe kendiliğinden yapılarak kayıtlar arşive alınır.

Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü sayılan şartlar gerçekleştiği takdirde kendiliğinden kayıtları silmektedir fakat iş yoğunluğu ve sicil fazlalığından dolayı gözden kaçırma ya da zamansal olarak işlemin geç gerçekleşmesi durumları doğabilir. Bu durumda avukat yardımı ile dilekçenizi hazırlayarak, başvuruda bulunup sonuca hızlı bir şekilde ulaşmanız sağlanabilir. Yazılı başvuru üzerineAdli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından adli sicil kaydı silinerek arşiv kaydına alınır.

The Turquoise Card in Turkey

  1. Introduction The Turquoise Card in Turkey and its acquisition procedures will be observed in this article. Turkish citizenship by investment has been a matter of discussion over the years. For more detailed information regarding this matter, see our article on “Turkish Citizenship By Investment”. The Card holders have several privileges, as analyzed below in this paper.

  2. What is the Turquoise Card? The Turquoise Card project is developed as a response to a growing demand for work permits by foreigners in Turkey. Pursuant to the Law on International Workforce (No:6735), the Turquoise Card in Turkey is designed as a “work permit” for the foreigners involved. Besides the Turquoise Card is also a “residence permit” for their spouses and dependent children. The Law on International Workforce (No:6735) is available online here (in Turkish).

  3. Who can get the Turquoise Card? According to the Regulation on Turquoise Card, the Card may be granted to foreigners who are;

a) assessed as qualified workforce due to their educational level, wage, professional experience, contribution to science and technology and similar qualifications,

b) assessed as qualified investor due to their contribution to science and technology, their level of investment or export value, volume of employment they provide and such like qualifications,

c) scientists and researcher who have internationally recognized studies in the academic area, and those distinguished in science, industry and technology, areas of which deemed strategic from the point of the Republic of Turkey,

d) internationally reputed for their successes in cultural, artistic or sports activities,

e) contributing the recognition or publicity of Turkey or its culture internationally, acting in favor of matters concerning Turkey’s national interests. The Regulation on Turquoise Card in question is available online here (in Turkish).

  1. What are the main advantages of the Turquoise Card? There are several benefits of the Turquoise Card. First privilege of the Turquoise Card is to gain a work permit for the relevant alien. Second one is a residence permit for his/her family members. Consequently, Turquoise Card owners are granted the right to work and the right to permanent residence.

Thirdly, after the observation of a specialist on the Card Holders’ commitments and activities during three years, the Turquoise Card may become permanent. Consequently, the aforementioned advantages should be regarded as long-term opportunities rather than short-term. For more detailed information regarding short-term residence permit, see our article on “Short-Term Residence Permit in Turkey”. Fourtly, under Article 12 of the Law on Turkish Citizenship (No:5901), the Turquoise card holders and their family members have an additional priority in acquiring Turkish citizenship. No additional legal requirement or documentation is needed. The Law on Turkish Citizenship (No:5901) is available online here (in Turkish).

  1. What are the rights and obligations of the Turquoise Card holder? Turquoise Cards holders enjoy the same rights provided by permanent work permit. In this context, processes related to residence, travelling, investment, commercial activities, inheritance, acquisition of movable and immovable properties will be carried out in accordance with current legislations applied to Turkish citizens. Owners of the Turquoise Card exercise educational rights and take advantage of healthcare services in Turkey. They do not have a right to elect and be elected or to enter into public service. However, the Card holders do not have any obligation of compulsory military service.

  2. How is the application procedure of the Turquoise Card? Applications may be brought through the Ministry of Labor and Social Security. Applicants also have an opportunity to institute an application from their home country or country of residence through the Turkish Embassies or Turkish Consulate Generals in the foreigner’s country of citizenship or legal stay. In that situation, the application concerned will be sent electronically to the Turkish Ministry of Labor for consideration and evaluation.

  3. What are necessary documents? The applicants are needed to submit documents including: -application form, -copy of passport or the documents that substitute passport, -certificate of conformity, -additional documents, enumerated for workforce, investors, researchers and scientists.

  4. Conclusion In the final analysis, it is worth reiterating that foreign researchers, artists, investors, athletes and intellectuals may be found eligible for the Turquoise Card in Turkey. There is no time constraint after the 3 years transition period. Accordingly, extensive legal support and guidance is needed for successful outcomes regarding applications for Turquoise Card. The aforementioned benefits of the Card are worth such effort. Every single legal step should be taken carefully for tangible results.

Anti Dumping

The imposition of anti dumping measures may cause several concerns for relevant stakeholders including large scale corporations. If a company exports a product at a price lower than the price it normally charges on its own home market, it is said to be “dumping” the product’,[1] according to the World Trade Organization. National authorities have several challenges in the realization of fairness of import and export. Thus, governments are inclined to open investigations and to take strict anti-dumping measures following dumping claims.

In this context, a comprehensive legal framework was adopted by Turkish authorities for the prevention of unfair trade causing a serious harm to the domestic industries. Such norms are mainly known as “anti-dumping actions”.

Pi Legal Consultancy has a full-fledged team. Accordingly, we can offer a cutting-edge and practical legal solutions to domestic and international companies, importers and exporters for the afore-mentioned legal norms and their application.

Our expertise also extends to, among others, following subjects:

Implementation of subsidy and anti-subsidy measures, Price undertakings, Tax and other temporary measures aiming at the protection of domestic products or companies, Initiating and conducting anti-dumping investigations.

International Law Firm

Pi Legal Consultancy is an international law firm based in Turkey that offers legal consultancy and advocacy. Our firm consists of qualified experts, experienced lawyers and solicitors having very high level of knowledge and skills on legal matters and their cutting-edge solutions.

With our dynamic and multilingual team of lawyers and experts holding advanced degrees and extensive experience in their areas of expertise, we are committed to providing reliable and to-the-point guidance as well as practical solutions in today’s volatile political and economic landscape and fast changing regulatory environment.

Our clients value our multidisciplinary approach, innovative methods, in-depth knowledge and fresh thinking, and we aim for the best results for them. Trust is of essence in our relations with our clients. We always try to do the right thing, to be honest, plain speaking and steadfast in our core values: integrity, diversity, excellence and client focus.

In this context, we deliver legal services in key areas, including corporate governance, banking and finance, administrative and commercial cases, mergers&acquisitions, energy and mining. You can click “Practice Areas” in order to access all our fields of work. Our lawyers provide the best possible advice to clients from various business and financing sectors to achieve their commercial aims. We also provide guidance and professional support in the creation and execution of the legal infrastructure of large-scale foreign investment projects.

In addition to our English, French and German speaking lawyers, we have recently added to our team of experts Spanish, Arabic, Persian and Russian speakers who can prepare all required communication, correspondence and documentation in all these languages.

Zimmet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 247 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Buna göre, görevi gereği zilyetliği kendisine devredilen ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi 5 ila 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.

Marka Avukatı

Marka nedir, bir marka avukatı na ne zaman ve neden ihtiyaç duyarsınız? Hızla gelişen ve dijitalleşen dünyada markanızın önemi ve orijinalliğinin korunması oldukça önemlidir. Marka Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan simge veya işaretlerdir. Sözcüklerden, şekillerden, harflerden, sayılardan marka üretilebilmektedir. Ayrıca çizimlerden, sembollerden, ürünlerin ambalajlamalarında ya da şekillerinde kullanılan üç boyutlu karakterlerden, hatta seslerden, renklerden bile marka oluşturulması mümkündür. Günümüzde her geçen gün kalabalıklaşan pazarlarda tüketicilerin işletmeleri birbirinden ayırmasını sağlayan unsur markadır. Marka, müşterilerin dikkatini çekmek, ürün veya hizmetlerinizi öne çıkarmak için etkili bir iletişim aracıdır. Marka, mal veya hizmetin kalitesini, güvenirliğini ve itibarını ifade eder. Bu nedenlerle, kuruluşlar için markaların oluşturulması, korunması ve ticarileştirilmesi çok önem arz etmektedir. Bu önemin farkında olan ofisimiz, bu alanda marka hükümsüzlüğüne ilişkin davalar ve iptal davaları, marka lisans sözleşmesi, haksız rekabet davaları ile Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına karşı iptal davalarını oldukça profesyonel şekilde yürütmektedir. Büromuz bu uyuşmazlıklardan doğan tazminat davası süreçlerini de takip etmekte, sürecin bir parçası olan arabuluculuk görüşmelerinde müvekkillerini temsil etmektedir. Müvekkillerin hak kaybına uğramaması adına müvekkiller ile işbirliği içinde hızlı aksiyon alan ekibimiz, marka ihlallerini önlemek amacıyla gerekli ihtarnameleri hazırlamakta ve ayrıca ihtiyati tedbir ve tespit kararı gibi aciliyet gerektiren işlemleri büyük bir profesyonellikle yönetmektedir. Davalara ek olarak, markalarla ilgili sözleşmelerin hazırlanması (devir, lisans, co-existence, sulh) da hizmetlerimizin bir parçasıdır. ALAN ADI UYUŞMAZLIKLARI Hızla gelişen teknolojiyle birlikte internetin en büyük iletişim aracı haline gelmesi interneti tüm organizasyonlar için kaçınılmaz kılmaktadır. Bu nedenle alan adlarının önemi giderek artmakta uyuşmazlıklar da aynı orantıda fazlalaşmaktadır. Alan adları “ilk gelen alır” ilkesi ile tahsis edilir dolayısıyla bir alan adını alınırken adla ilgili bir hakka sahip olmak veya bir organik bağın mevcudiyeti şart değildir. Bu nedenle alan adları kötü niyetli başvuru sahiplerince oldukça hızlı ve kolay bir şekilde tescil edilebilmektedir. Or Hukuk ve Danışmanlık marka avukatı olarak; yetkili tahkim kuruluşlarından olan Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde alan adının iptali ve transferi ile ilgili tahkim prosedürünü başlatıp takip etmektedir. Ayrıca, internet sitesinde yer alan müvekkil haklarına ihlal teşkil eden kullanımların kaldırılması, ilgili internet sitelerine erişimin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir taleplerinde bulunmak ve ilgililere ihtarnameler göndermek de sunulan hizmetlerin kapsamındadır.