İdare Hukuku

Ankara Anlaşması Vizesi Nasıl Alınır?

Ankara anlaşması vizesi Türk vatandaşlarına İngiltere’de birçok alanda iş kurabilme imkânı sağlayan bir vizedir.

Ankara Anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde Türkiye ile Avrupa Birliği(o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu) arasında imzalanan bir anlaşmadır. İngiltere’nin 1973 yılında Avrupa Birliğine dâhil olması ile birlikte İngiltere de bu anlaşmasının taraflarından bir haline gelmiştir.

Ankara Anlaşması vizesi (İngilizce adıyla Turkish Businessperson and Worker Visa) ile Türk vatandaşları, uzmanlık alanlarına uygun birçok iş kolunda İngiltere’de iş kurabilme imkanına sahiptirler. Bu iş kolları: Türkiye’de doktorluk, avukatlık, öğretmenlik, IT uzmanlığı, hemşirelik, müzisyenlik, oyunculuk, dansçılık, kuaförlük, kasaplık, aşçılık, kuyumculuk, müteahhitlik, terzilik, inşaat işçiliği, sporculuk, muhasebecilik, elektrikçilik, marangozluk, pastacılık gibi birçok alanı kapsamaktadır.

Ankara Anlaşması Vizesi Alabilmenin Şartları

Ankara Anlaşması kapsamında, ankara anlaşması vizesi için gerekli evraklar, vize başvurusu yapabilmek ve vize alabilmek için İngilizce bilmek veya üniversite mezunu olmak şartı aranmamaktadır. Vize alabilmek için;

Türk vatandaşı olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak, Belli bir iş kolunda bilgi ve tecrübeye sahip olmak ve Yeterli sermayenin (işe göre değişmekle birlikte tavsiye edilen en düşük miktar 50.000,00-TL) sahibi olmak

gibi genel kriterleri sağlamak yeterlidir.

Ankara Anlaşması Vizesi Sağladığı İmkânlar

Ankara Anlaşması vizesi diğer adıyla ECAA 2 Turkish Businessperson Visa Türk vatandaşlarına: 1- İngiltere’de iş kurma,

2-Belli bir süre sonra İngiltere’de süresiz oturum alma,

3-İngiltere vatandaşı veya çifte vatandaş olma,

imkanı sağlamaktadır.

Ankara anlaşması vizesi üç aşamalı bir vize türüdür. Birinci aşama; ilk başvuruda alınan bir yıllık vize, ikinci aşama üç yıllık uzatma vizesi ve üçüncü aşama ise ikinci kez üç yıllık uzatma vizesi şeklindedir. Böylelikle toplam yedi(1+3+3) yıllık bir süreyi kapsamaktadır.

Vize başvurusu için gerekli tüm iş ve işlemler online internet üzerinden yapılmaktadır. Başvurunun yapılacağı merkeze(TLS Contact) fotoğraf çekimi, parmak izi verme ve pasaport teslimi için gidilmektedir. Olağandışı bir durum söz konusu olmadığı sürece normal şartlarda kırk beş gün ila altmış gün içerisinde vize başvurusu sonuçlanmaktadır. Başvuru olumlu sonuçlandığında vize ile İngiltere’ye gidip bir yıl süreli çalışma kartlarının(BRP) başvuru formunda belirtilen adresten alınıp işin kurulması gerekmektedir. Bir yıl sonunda üç yıllık uzatma başvurusu yapıp üç yıl daha çalışma vizesi uzatabilir. Birinci üç yıllık sürenin sonunda da vizenin ikinci kez üç yıl daha uzatılması talebi ile vize iş ve işlemlerinin yapıldığı Home Office e başvuruda bulunabilir.

Ankara Anlaşması vizesi aldığında, toplam yedi yıllık sürenin beşinci yılında süresiz oturum hakkı elde edebilmektedir. Öte yandan, bu yedi yıllık sürenin altıncı yılında İngiltere vatandaşlığı alma hakkına da sahip olunmaktadır.

Ankara Anlaşması kapsamında vize başvurusu yapan kişinin eşi ve 21 yaşından küçük çocukları da bu vizeden yararlanır. İngiltere’de yaşama imkânına sahip olma hakkı elde ederler.

Ankara Anlaşması vizesi, dil, yaş, eğitim ve yüksek sermaye şartı olmaksızın dünya üzerinde Türk Vatandaşlarına yurtdışında iş kurup yaşama imkanı sağlayan en kolay vize türüdür.

İngiltere Ankara Anlaşması Vizesi Özellikleri

Genel olarak, ingiltere vizesi ankara anlaşması, ingiltere çalışma izni, ingiltere çalışma vizesi olarak da adlandırılan ve Ankara anlaşması 2020 dönemine ait özellikleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

• İngiltere Ankara Antlaşması vizesi ile İngiltere’ye giriş yapan kişiler burada yerleşik yaşama hakkına sahip olurlar.

• Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ECAA Ankara Antlaşması vizesi ile İngiltere’de kendi işini kurabilir ya da mevcut bir şirkete ortak olabilirler.

• Ankara Antlaşması vizesi ile İngiltere’ye yerleşen kişiler İngiltere vatandaşlarına sunulan ücretsiz ve sağlık gibi haklardan faydalanabilirler.

• Ankara Antlaşması vizesi ile İngiltere’ye yerleşen kişiler askerlik hizmetlerini 37 yaşına kadar erteleyebilir ve bedelli askerlik hakkından faydalanabilirler.

• ECAA Ankara Antlaşması vizesi kapsamında İngiltere’ye yerleşen kişiler bakmakla yükümlü oldukları kişileri yanlarında götürebilirler. Aile bireyleri kişinin vize başvurusunda beyan ettiği mesleği yapmakla yükümlü değildir. İstedikleri diğer bir alanda çalışabilirler.

• Ankara Antlaşması vizesinde stand-still( değiştirilemez) kuralı bulunmaktadır. Yani Ankara Antlaşması vizesi ile İngiltere vatandaşlığına geçen ya da otum hakkı elde eden kişilere ilişkin uygulamalar herhangi bir şekilde ya da koşulda değiştirilemez.

Ankara Antlaşması Vizesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular Ankara Antlaşması Başvurusu Ne Kadar Sürede Sonuçlanır?

Ankara Anlaşması vizesi başvuruları kısmen değişiklik göstermesine karşılık maksimum 30 günde sonuçlanmaktadır. Ancak Ankara Anlaşması vize başvurularının sonuçlanma süresi zaman zaman değişebilecektir. Ankara Anlaşması 2-3 haftalık bir sürede de sonuçlanabilir.

Ankara Antlaşması Vizesi Başvurum Olumsuz Sonuçlanırsa İtiraz Edebilir Miyim?

Ankara anlaşması vize başvuruları olumsuz sonuçlanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının itiraz hakkı mevcuttur. Ancak Ankara Anlaşması vize başvuru sahibinin

Vize başvuru geçmişinde olumsuz bir durum ve Hali hazırda başka bir vizesi olup süresi bitmiş ise

Ankara Anlaşması vize başvuru reddi hakkı ”Appealrights”ı kullanabilir.

Ankara Anlaşması İle İngiltere’de Başka Bir İşyerinde Çalışabilir Miyim?

Ankara Anlaşma vizesi başvuruları olumlu sonuçlanmış Türkiye vatandaşları bu vizeleri ile İngiltere’de başka bir iş yerinde çalışma hakları yoktur. Ankara Anlaşması imkânlarından yararlanabilme koşulu olan kendi iş yerini açma uygulaması ihlal edilmemelidir.

Ankara Antlaşması İle Hem Kendi İşimde Hem De Başka Bir İşte Çalışabilir Miyim?

Ankara Anlaşma vizesini almış kişilerin hem kendi işlemlerini yapıp hem de ek bir işte çalışmaları anlaşma uyum koşulları gereğince yasaktır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Ankara Anlaşması vizeleri ile başka bir firmada ek iş yapamaz. Ankara Anlaşması sahibi farklı bir firmada iş hayatına devam edecek olması halinde ise İngiltere devletinin Oturum İzni belgesini edinmelidir.

Ankara Anlaşması Vizesi Başvuruları Sırasında ”Mülakat” Uygulaması Var Mıdır?

İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan ve başvuru sahibine İngiltere vatandaşlığı alma hakkı tanıyan bu anlaşma başvuruları direkt olarak İngiltere’ye yapılmaktadır. Türkiye’de bulunan İngiltere Konsolosluklarına ve İngiltere Konsolosluklarının yetkili temsilciliklerine Ankara Anlaşması başvuruları yapılamaz. Bu sebeple, Ankara Anlaşma vizesi başvuruları sırasında ”Mülakat” uygulaması diğer bir deyişle yüz yüze görüşme bulunmaz. Ancak İngiltere Konsolosluğunun kısa süreli vize kategorilerine başvuru yapacak kişi ve kişiler İngiltere Konsolosluğu ile mülakat gerçekleştireceklerdir.

Ankara Anlaşma Vizesi İle Ailemi İngiltere’ye Götürebilir Miyim?

Ankara Anlaşma vizesi almış kişiler bu anlaşma ile eş ve çocuklarını da vize alma koşuluyla İngiltere’ye getirebileceklerdir. Ankara Anlaşması vizesi almış kişiler eş ve çocukları içinde vize başvurusunda bulunup Ankara anlaşması vizesi almış eşin vize süresi kadar vizelerini alabilirler.

Başvuru İçin Sermaye Kişisel Banka Hesabımda Olmak Zorunda Mıdır?

Ankara Anlaşması vize başvuru sürecinde kişinin İngiltere’de kendi şirketini açma koşulu olarak sermayesini Banka Bilgilerinde beyan etmek zorundadır. Ankara Anlaşma vizesi başvuru sahibi sermaye gösterim bilgilerini şahsi hesap bilgilerinde göstermesi gerekir. Üçüncü bir kişinin Banka bilgilerini paylaşamaz/beyan edemezler.

  1. Kişiden Edindiğim Sermaye İle Ankara Antlaşması Başvurusu Yapabilir Miyim?

Ankara Anlaşma vizesi başvuruları için sermaye bildirimi zorunludur. Sermayesini 3. bir kişiden temin etmiş kişiler yazılı olarak paranın ne için verildiğini (Borç, Hediye) bildirmek mecburiyetindedir.

Tapu Tahsis Belgesi Nedir?

Tapu Tahsis Belgesi, 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde yapılan gecekondulara yönelik olarak yapılan başvurular üzerine düzenlenen hak sahipliğini gösteren belgedir. Tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder. Özel şahıs arazilerine ya da özel şahıslarla hisseli taşınmazlarda yapılan gecekondular bundan yararlanamaz. İmar planlarında kamuya ayrılan alanlarda kalan taşınmazlar bu hükümlerden yararlanamaz. Yine sit alanlarında ve Boğaziçi Kanunu kapsamındaki alanlarda da bu hükümlerden yararlanılamaz. Yargı kararları gereği tapu tahsis belgesi zenginleşme vasıtası olarak kullanılamaz. Tapuya dönüştürülme taleplerinin reddine dair işlemler, Tapu tahsis belgesinin iptaline dair işlemler, Islah imar planları, Islah imar planı kapsamında yapılan parselasyonlar vb. diğer işlemler tebliğ üzerine 60 gün içerisinde idare mahkemesinde dava konusu edilebilir. Tapu Tahsis Belgesi alınmasına ilişkin davanın taraflarının dava devam ederken alınabilecek geçici önlemlerden yararlanabilmesi önemlidir. Dava açılması ya da geçici tedbire karar verilmesi için gerekli idari başvuru ve dava açma sürelerini de kaçırmamaları gerekir. Bu nedenle davalarının en hızlı şekilde sonuçlanması ve dava sonunda Tapu Tahsis davasından kaynaklı tüm haklarını da tam olarak kazanabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir. Danıştay 6. Dairesinin 18.11.2009 tarihli ve E:2009/5827, K: 2009/11236 sayılı kararı “Dava konusu parselasyon işlemi, 3194 sayılı Yasanın 18.maddesiyle 2981 sayılı Yasanın 10-c ve 3290 sayılı Yasa ile değişik Ek 1. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle tesis edilmiştir. 2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Ek 1. maddesi, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca yapılacak parselasyon işlemlerini tamamlayıcı nitelikte uygulama yapılmasına olanak sağlamaya yöneliktir. Bu maddeyle amaçlanan, 3194 sayılı Yasa uyarınca yapılacak parselasyon işlemlerinin uygulanmasında problemlere neden olan özel parselasyona dayalı olarak veya hisse karşılığı satın alınan yerlere bir çözüm getirmektir. Ayrıca 3194 sayılı Yasanın 18.maddesinden farklı olarak özel parselasyona dayalı satın alınan yerlerin müstakil tahsis edilmesi olanağı sağlamaktır. Bu nedenle anılan maddelerin uygulanabilmesi için düzenlemenin ıslah imar planına dayanmaması gerekmektedir. 2981 sayılı Yasanın 10-c maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminde ise, hisselerin mümkün olduğunca azaltılması ve müstakil parseller oluşturulması, imar parseli tahsis edilemeyecek küçüklükteki hisselerin ise bedele dönüştürülmesi amaçlandığından, bu maddenin uygulanabilmesi için düzenlemenin ıslah imar planına dayanması gerekmektedir. Bu durumda; 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi ile 2981 sayılı Yasanın 10-c maddelerinin birlikte uygulanma olanağı bulunmadığı….” belirtilmiştir. Tapu tahsis belgesi ve İdare Hukuku ile ilgili diğer makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Memurların Disiplin Cezaları — Aylıktan Kesme Cezası ve İptali

Aylıktan Kesme Cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde düzenlenmiştir. Aylıktan kesme, memurun, brüt aylığından 1/30–1/8 arasında kesinti yapılması olarak tanımlanmıştır. Aylıktan Kesme Cezası Verilmesini Gerektiren Fiil ve Haller Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak, b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek, c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak, d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak, e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek, f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, g) (Mülga: 13/2/2011–6111/111 md.) h) (Mülga: 13/2/2011–6111/111 md.) ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, j) (Mülga: 13/2/2011–6111/111 md.) Aylıktan kesme cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre(10 yıl) içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Aylıktan Kesme Cezası Vermeye Yetkili Amirler Aylıktan Kesme Cezası, ceza verilecek memurun disiplin amiri tarafından verilir. Disiplin amirleri her kurum için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Örneğin, okuldaki öğretmen hakkında disiplin cezası vermeye yetkili amir, okul müdürüdür. Okul müdürü hakkında disiplin cezası vermeye yetkili amir de ilçe milli eğitim müdürüdür. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Aylıktan Kesme Cezasında Karar Süresi ve Zamanaşımı Aylıktan kesme cezası, disiplin amiri tarafından, soruşturmanın tamamlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde verilmek zorundadır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin-cezası verilmediği takdirde ceza-verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Memurun Savunma Hakkı Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Aylıktan Kesme Cezasının İptal Nedenleri Maddede belirtilen fiil ile cezanın örtüşmemesi, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 1 ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmaması, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 2 yıl içinde ceza verilmemesi, Cezanın memurun disiplin amiri dışında biri tarafından verilmesi, Disiplin soruşturmasını yapan ile ceza veren kişilerin aynı olması, Savunma hakkı verilmemesi veya 7 günden az savunma hakkı verilmesi, Usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaması, Gibi nedenler aylıktan kesme cezasının iptal nedenlerindendir. Aylıktan Kesme Cezası İle İlgili Diğer Hususlar Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanır. Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Aylıktan kesme cezası alan memur, aylıktan kesme cezasının uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini istenebilir. Disiplin amirleri tarafından verilen aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Aylıktan kesme cezası ve diğer disiplin cezaları ile ilgili makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Memurlara Verilen Disiplin Cezaları — Kınama Cezası ve İptali

Kınama Cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiştir. Kınama 657 sayılı Kanunda, memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmıştır. Kınama Cezası Verilmesini Gerektiren Fiil ve Haller Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak, b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek, c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, e) Devlete ait resmi araç-gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek, g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak, ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak, j) Verilen emirlere itiraz etmek, k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak, l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak. m) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek. Kınama cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre(5 yıl) içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Kınama Cezası Vermeye Yetkili Amirler Kınama Cezası, ceza verilecek memurun disiplin amiri tarafından verilir. Disiplin amirleri her kurum için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Örneğin, okuldaki öğretmen hakkında disiplin cezası vermeye yetkili amir, okul müdürüdür. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Kınama Cezasında Karar Süresi ve Zamanaşımı Kınama cezası, disiplin amiri tarafından, soruşturmanın tamamlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde verilmek zorundadır. Kınama cezasını gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin-cezası verilmediği takdirde ceza-verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Memurun Savunma Hakkı Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Kınama Cezasının İptal Nedenleri Maddede belirtilen fiil ile cezanın örtüşmemesi, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 1 ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmaması, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 2 yıl içinde ceza verilmemesi, Cezanın memurun disiplin amiri dışında biri tarafından verilmesi, Disiplin soruşturmasını yapan ile ceza veren kişilerin aynı olması, Savunma hakkı verilmemesi veya 7 günden az savunma hakkı verilmesi, Usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaması, Gibi nedenler kınama cezasının iptal nedenlerindendir. Kınama Cezası İle İlgili Diğer Hususlar Kınama cezası, verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Kınama cezası alan memur, kınama cezasının uygulanmasından 5 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini istenebilir. Disiplin amirleri tarafından verilen kınama cezalarına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Kınama cezası ve diğer disiplin cezaları ile ilgili makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Memurlara Verilen Uyarma Cezası ve İptali

Uyarma Cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiştir. Uyarma Kanunda, memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmıştır. Uyarma Cezası Verilmesini Gerektiren Fiil ve Haller Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek, d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak, e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak, g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak, h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak Uyarma cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Uyarma Cezası Vermeye Yetkili Amirler Uyarma Cezası, ceza verilecek memurun disiplin amiri tarafından verilir. Disiplin amirleri her kurum için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Örneğin, okuldaki öğretmen hakkında disiplin cezası vermeye yetkili amir, okul müdürüdür. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Uyarma Cezasında Karar Süresi ve Zamanaşımı Uyarma cezası, disiplin amiri tarafından, soruşturmanın tamamlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde verilmek zorundadır. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin-cezası verilmediği takdirde ceza-verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Memurun Savunma Hakkı Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Uyarma Cezasının İptal Nedenleri Maddede belirtilen fiil ile cezanın örtüşmemesi, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 1 ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmaması, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 2 yıl içinde ceza verilmemesi, Cezanın memurun disiplin amiri dışında biri tarafından verilmesi, Disiplin soruşturmasını yapan ile ceza veren kişilerin aynı olması, Savunma hakkı verilmemesi veya 7 günden az savunma hakkı verilmesi, Usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaması, Gibi nedenler uyarma cezasının iptal nedenlerindendir. Uyarma Cezası İle İlgili Diğer Hususlar Uyarma cezası, verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Uyarma cezasının uygulanmasından 5 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini istenebilir. Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, cezalarına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Uyarma Cezası ve diğer disiplin cezalarının iptali ile ilgili makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Memurlara Verilen Uyarma Cezası ve İptali

Uyarma Cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiştir. Uyarma Kanunda, memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmıştır. Uyarma Cezası Verilmesini Gerektiren Fiil ve Haller Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek, d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak, e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak, g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak, h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak Uyarma cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez. Uyarma Cezası Vermeye Yetkili Amirler Uyarma Cezası, ceza verilecek memurun disiplin amiri tarafından verilir. Disiplin amirleri her kurum için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Örneğin, okuldaki öğretmen hakkında disiplin cezası vermeye yetkili amir, okul müdürüdür. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Uyarma Cezasında Karar Süresi ve Zamanaşımı Uyarma cezası, disiplin amiri tarafından, soruşturmanın tamamlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde verilmek zorundadır. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin-cezası verilmediği takdirde ceza-verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Memurun Savunma Hakkı Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Uyarma Cezasının İptal Nedenleri Maddede belirtilen fiil ile cezanın örtüşmemesi, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 1 ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmaması, Fiil ve halin öğrenilmesinden sonra 2 yıl içinde ceza verilmemesi, Cezanın memurun disiplin amiri dışında biri tarafından verilmesi, Disiplin soruşturmasını yapan ile ceza veren kişilerin aynı olması, Savunma hakkı verilmemesi veya 7 günden az savunma hakkı verilmesi, Usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaması, Gibi nedenler uyarma cezasının iptal nedenlerindendir. Uyarma Cezası İle İlgili Diğer Hususlar Uyarma cezası, verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Uyarma cezasının uygulanmasından 5 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini istenebilir. Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, cezalarına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Uyarma Cezası ve diğer disiplin cezalarının iptali ile ilgili makalelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Vergi Müfettişi – Geç Atanma – Maaş Farkı İadesi Vergi Müfettişi Yardımcısı iken yeterlilik sınavında başarı gösterenler Vergi Müfettişi olarak atanmaktadırlar. Ancak bazı durumlarda adaylar tarafından başarı gösterilmesine rağmen bu kişilerin atamaları idareler tarafından geciktirilmektedir. Bu gecikmelerden kaynaklı olarak ataması geç yapılan Vergi Müfettişlerinin maaş farklarını alamamaları sorunsalı ortaya çıkmaktadır. Bu yazımızda, ataması geç yapılan ve Vergi Müfettişi olarak görev yapan kişilerin geç atamadan kaynaklı olarak maaş farklarını nasıl alacağını anlatacağız. İlgili Mevzuat 31/10/2011 günlü, 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği‘nin; “Vergi Müfettiş Yardımcılığına giriş” başlıklı 10. maddesinde; “Vergi Müfettişliği mesleğine özel yarışma sınavıyla Vergi Müfettiş Yardımcısı olarak girilir.” “Vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavı” başlıklı 11. maddesinde; “Vergi Müfettiş Yardımcılığına atanmak için, vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavını kazanmak şarttır. (…..) Giriş sınavı yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamalı bir sınavdır. Yazılı sınavda başarılı olamayanlar sözlü sınava alınmazlar. (…..)” “Vergi Müfettiş Yardımcılarının yeterlik sınavı” başlıklı 30. maddesinde; “Vergi Müfettiş Yardımcıları, fiilen üç yıl çalışmak ve yardımcılık döneminde performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartıyla yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Aylıksız izinler ile raporlu gün sayıları fiilen çalışılan sürenin hesabında dikkate alınmaz. Yeterlik sınavı ile Vergi Müfettiş Yardımcılarının görev ve yetki alanlarına giren yürürlükteki mevzuat ve bu mevzuatın uygulamasını; inceleme, teftiş ve soruşturma yöntemleri hakkındaki bilgilerini; mesleğin gerektirdiği diğer bilgi ve nitelikleri kazanıp kazanmadıkları ölçülür. Başkanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde yapılan yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olmak üzere iki bölümden oluşur.” “Atanma” başlıklı 34. maddesinde; “Yeterlik sınavında başarı gösterenler Vergi Müfettişi olarak atanırlar.” Mevzuatta yer verilen hükümlerden hareketle, Vergi Müfettişi yardımcısı olarak görev yapan ve yeterlilik sınavında başarılı olanların Vergi Müfettişi olarak atanacağı belirtilmektedir. Yönetmeliğin bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Yeterlilik sınavında başarılı olanların idare tarafından en kısa zamanda atamasının yapılması gerekir. Atamanın geç yapılması idarenin kusurunu ortaya çıkarır. İdarenin Kusur Sorumluluğu T.C. Anayasası’nın 125.maddesinde belirtildiği üzere, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Buradan hareketle, idarenin kusurun bulunduğu durumlarda, idare ilgililerin işlem veya eylem nedeniyle uğradığı zararları tazminle yükümlüdür. İdarenin kusur sorumluluğu üç halde karşımıza çıkmaktadır: hizmetin kötü işlemesi, hizmetin geç işlemesi veya hizmetin hiç işlememesi. Vergi Müfettişi olmak için sınavı kazanan ancak ataması yapılmayan kişiler açısından burada idarenin sorumluluğu hizmetin geç işlemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ilgili kişiler atamanın geç yapılmasından kaynaklı maaş farklarını isteyebilirler. Aynı zamanda halen atamaları yapılmadıysa atamalarının yapılmasını da isteyebilirler. Atanmaya hak kazanmasına rağmen bir kişinin atamasının yapılmaması veya ataması yapılmasına rağmen maaş farklarının verilmemesi; Hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine; hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacaktır. Bu çerçevede yeterlilik sınavı geçmesine rağmen Vergi Müfettişi kadrolarına atanmayan ve Vergi Müfettişi kadrolarına geç atanan ve maaş farkları ödenmeyen kişilerin hangi yolları izleyeceğini anlatacağız. Yeterlilik Sınavını Geçmesine Rağmen Vergi Müfettişi Kadrolarına Atanmayanların İzleyeceği Yol Bu kişiler, yeterlilik sınavını geçmelerine ve makul bir süre geçmesine rağmen atamaları yapılmamış ise; Atanmalarının yapılması için kurumlarına bir dilekçeyle başvururlar. Bu talepleri reddedilirse veya dilekçenin verilmesini müteakip 60 gün geçerse bunu zımni ret kabul ederek, Ret veya zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açabilirler. Konuyla ilgili açılan davalarda, idari yargı temyiz merci olarak görev yapan Danıştay’ın davacıların lehine olacak şekilde emsal kararları bulunmaktadır. Vergi Müfettişi Kadrolarına Ataması Yapılan Ancak Geç Atamadan Kaynaklı Olarak Maaş Farklarını Alamayan Kişilerin İzleyeceği Yol Bu kişiler, yeterlilik sınavından başarılı olmuşlar ve makul bir süre geçtikten sonra atamaları yapılmışsa, geç atanmadan dolayı alamadıkları maaş farklarının taraflarına verilmesi için; Bir dilekçeyle idareye başvurarak maaş farklarının faiziyle birlikte ödenmesini isteyebilirler. Bu talepleri reddedilirse veya dilekçenin verilmesini müteakip 60 gün geçerse bunu zımni ret kabul ederek, Ret veya zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açabilirler. Açılacak davalarda faizin ne zamandan itibaren istenebileceği konusu uygulamada tartışma konusu olmaktadır. Bununla ilgili verilen kararlarda Danıştay faizin idareye başvuru tarihinden istenebileceğini belirtmektedir. Aynı zamanda faiz İdare Mahkemelerinde açılan dava tarihinden itibaren de istenebilir. Maaş farklarının istenmesine ilişkin durumlar mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden, her idari başvuru dava açma süresini yeniden canlandırır. Eğer bir başvuru yapılmış ancak gerekli süreler içerisinde İdare Mahkemelerinde dava açılmamışsa; idareye yeniden başvuru yapılarak bu başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açılabilir. Bu yazımız Vergi Müfettişi kadrolarına ataması yapılmayan ve geç atanmadan kaynaklı maaş farklarını alamayan kişiler özelinde yazılmakla birlikte, aynı hususlar iş müfettişleri veya diğer kurum müfettişleri için de geçerlidir. İdari başvuruların yapılması ve dava açılması aşamasında herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir İdare Avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Vergi Müfettişi kadrolarına atananların maaş farklarını nasıl alacağı ile ilgili makalemiz ve daha fazlası için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Disiplin Soruşturması Nasıl Yapılmalı – Danıştay Kararı

Disiplin soruşturması yapılmasının gerekliliği ve usulü, Danıştay 12. Dairesi’nin kararında belirlenmiştir. Bu çerçevede, Disiplin soruşturması yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği, Usulüne uygun bir soruşturma raporunda nelerin bulunması gerektiği ve Soruşturmacının disiplin soruşturması yaparken görev ve sorumluluklarının neler olduğu, Aşağıdaki Danıştay kararında açıkça yazılmıştır. Danıştay 12. Daire Başkanlığı’nın E: 2015/3295, K: 2017/2060 Sayılı Kararı “İçtihat Metni” Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davalı) : Vekili : Karşı Taraf (Davacı) : Vekili : İstemin Özeti : Danıştay Onikinci Dairesince verilen 14/05/2015 tarihli ve E:2011/10159, K:2015/3144 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. Maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi : Düşüncesi : Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare mahkemesince verilen kararın gerekçe değiştirerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; .. İli, … İlçesi’nde kadastro müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-(f) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, anılan cezanın brüt aylığından ¼ oranında kesinti yapılması suretiyle uygulanmasına ilişkin 05.07.2010 tarihli ve 36 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin Kararı … 1. İdare Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı kararıyla; Eksik inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle düzenlenen ön inceleme raporunda getirilen teklif üzerine, davacının gerçeğe aykırı belge düzenlediğinden bahisle ¼ oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Danıştay Onikinci Dairesinin 14/05/2015 tarihli ve E:2011/10159, K:2015/3144 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Karar Düzeltme İsteminin Kabulü Davalı idare tarafından karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür. Davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinin 1. fıkrasının © bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek niteliktedir. Bu nedenle kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi; Disiplin Soruşturması İle İlgili Mevzuat 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124. maddesinin ikinci fıkrasında; “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının; Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde de, Bu Kanunun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanacağı; ancak disiplin hükümlerinin saklı olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir. Aynı Kanun’un “Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor” başlıklı 6. maddesinde ise, Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişilerin, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilecekleri; Hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dâhilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunacakları; Yetkili merciin bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar vereceği hükme bağlanmıştır. Disiplin Soruşturması Yapılmasının Gerekliliği Ve Usulü Disiplin cezaları, Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya Mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunmaktadır. Aynı zamanda kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturması yapılırken izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmektedir. Doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için; Kusurlu halin tespitinden sonra belli süreler içinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması, Söz konusu soruşturmada memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve Bu şekilde memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir ve delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak Yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hükümler doğrultusunda; disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir: Soruşturma emri verilmesi; Bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, Olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, İfade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, İsnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, Soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, Soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, Yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması Gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir. Dava Konusu Olay Bakılan olayda; … İli, … İlçesi’nde kadastro müdürü olarak görev yapan davacı hakkında, Davalı idareye gönderilen dilekçe ilgi tutularak inceleme yapılması, İnceleme sonucunda 4483 sayılı Kanun kapsamında kalan bir suç unsuru tespit edildiği takdirde yetkili merciden ön inceleme oluru alınarak ön inceleme raporu düzenlenmesi, 4483 sayılı Kanun kapsamında bir suç unsuru tespit edilmezse düzenlenen inceleme raporunun davalı idareye gönderilmesi emriyle 29.03.2010 tarihli ve 1197 sayılı işlem ile görevlendirme yapıldığı, Muhakkik tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında 4483 sayılı Kanun kapsamında ön inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılarak … Kaymakamlığı’ndan ön inceleme oluru istendiği ve Kaymakamlığın 21.04.2010 tarihli ve 54 sayılı işlemi ile ön inceleme oluru verildiği, Bunun üzerine muhakkik tarafından düzenlenen 26.04.2010 tarihli ön inceleme raporunda, ceza hukuku yönünden yapılan değerlendirmenin yanı sıra disiplin hukuku yönünden de ayrıca teklifte bulunulduğu, Getirilen teklif uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Danıştay’ın Değerlendirmesi ve Sonuç Her ne kadar inceleme olurunda, disiplin soruşturması ile ilgili düzenlemelere de yer verilmiş olan “İnceleme, Ön İnceleme ve Soruşturma Yönergesi” ilgi tutulmuş ve gereğinin yapılması istenilmiş ise de; Anılan Yönergede, disiplin soruşturma emri verilmesi halinde örneği Yönergede gösterilen disiplin soruşturma raporunun ayrıca düzenleneceği açık biçimde belirtilmiş olduğundan 29.03.2010 tarihli ve 1197 sayılı inceleme ve görevlendirme emrinin bir disiplin soruşturma oluru olarak, hazırlanan 26.04.2010 tarihli ve 6 sayılı ön inceleme raporunun da bir soruşturma raporu olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Davacı hakkında 657 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmış bir disiplin soruşturması bulunmadığından, 4483 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen inceleme raporunda getirilen teklif uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işin esasına girilerek verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu durumda; davacının gerçeğe aykırı belge düzenlediğinden bahisle ¼ oranında brüt aylığından kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin dayanağının ayrı bir disiplin soruşturma oluru alınmaksızın 4483 sayılı Kanun kapsamında hazırlanan ön inceleme raporu olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; Davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibarıyla onanmasına, 27/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Disiplin soruşturması ve disiplin cezaları ile ilgili diğer makalelerimiz için web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.